LİKYA YOLU BÖLÜM 2/ KALKAN – KAŞ

LİKYA YOLU BÖLÜM 2/ KALKAN – KAŞ

Likya Yolunun 2. Kısmını baharda yürümeyi planlamıştık. Ancak bu planımız, pandemi ve havalarında biraz olsun soğumasını beklememiz nedeniyle Ekimin ortasını buldu. Özlen’de bitirdiğimiz Likya Yolunun ilk bölümünden sonra, parkura neden mi Kalkan’dan devam ediyoruz? Çünkü, aradaki antik kentler ve bolca asfalt yol nedeniyle böyle bir karar verdik. İzmir’den otobüsle Kalkan’a gelip, ardından Sarnıçbaşı mevkiine gelip bu noktadan da parkurumuza başladık, devamında da Bezirgan, Sarıbelen, Gökçeören, Pınarbaşı, Çukurbağ ve en son da Kaş’a ulaştık.

Parkur                  : 1. Gün: Kalkan – Sarıbelen 2. Gün: Sarıbelen – Gökçeören, 3. Gün: Gökçeören – Çukurbağ(Pınarbaşı), 4. Gün: Çukurbağ(Pınarbaşı) – Kaş

Konaklama         : Çadır

Hava durumu    : Güneşli, Parçalı bulutlu, 14-30 derece aralığında

Tarih                     : 15 – 18 Ekim 2020

 

  1. Gün – Kalkan – Bezirgan – Sarıbelen

2 kişilik ekimizle birlikte İzmir’den otobüs yolculuğuna başlayıp, oldukça erken sayılabilecek bir saatte 06.30 gibi Kalkan otogarına geldik. Saat erken olduğu için havanın biraz olsun aydınlanmasını ve kahvaltı yapılabileceğimiz çay ocağının açılmasını bekledik. 07.00 gibi otogarda bulunan çay ocağı açıldı, çayımızı içip, tostumuzu yedikten sonra Sarnıçbaşı mevkiine gitmek için beklemeye başladık. Biz yayla dolmuş saatlerini bilmediğimiz için, beklerken dolmuşu kaçırmışız. Dolmuş 07.45’teymiş. Bir sonraki dolmuşunda 09.50’de olması ve neredeyse 2 saat bekleyecek olmamızdan dolayı Sarnıçbaşı mevkiine taksi ile gittik. Taksi 30-35 TL civarında tutuyor. 08.30’da Sarnıçbaşı’nda son kontrollerimizi yapmamızın ardından çantalarımızı sırtlanarak mezarın yanından devam eden yarı beton, yarı toprak yoldan ilerlemeye başladık. Yol üzerindeki son villaya gelmeden sağdan patikaya girerek Kalkan ve Akdeniz manzaralı şekilde yükselmeye devam ettik. Güzel manzaralı noktalarda fotoğraflarımızı çekilmemizin ardından yolumuza devam ettik. 10.20 civarında Bezirgan’da tahıl ambarlarının bulunduğu bölgeye geldik. Burada biraz soluklanıp, dinlenmemizin ardından köyün merkezine doğru devam ettik. Bezirgan’da marketin karşısında bulunan koca çınarın altındaki çardakta oturup biraz dinlendik. Ardından yolumuza devam ettik. Bezirgan’dan sonra 2 asfalt yol keserek yükseliyorsunuz. 2. Asfalttan sonra Sarıbelen’e sağ ve sol alternatifli olacak şekilde 2 farklı bölüm bulunmaktadır. Biz sağdan gitmeyi tercih ettik. Bu rota bol makili, çizikli ve yer yer işaretsiz bölümler içermekteymiş. Patikadan çıkıp asfalt yola indiğimizde Sarıbelen’e 3 km tabelasını göreceksiniz. Tabelanın yakınındaki bir ağacın altında biraz mola vererek enerjimizi topladık ve yeniden yola çıktık. Bundan sonraki 3 km de işaretler oldukça yetersiz ve kötüydü. Kuru bir dere veya su kanalından geçip, tarla içinden, kenarından karışık patikalardan Gps yardımıyla çıkıp, köyün içine doğru ilerledik. Kamp atmak için Sarıbelen köyünde yukarıda bulunan caminin yanındaki aşevine geldik. Bu köy aşevinin üstü çatılı, altı karobeton kaplı, su, tuvalet ve elektrik prizi bulunan bir yer. Burada çadır atmamıza köylüler bir şey demiyor hatta yardımcı oluyorlar. 13.30 civarında Sarıbelen’e gelmemiz nedeniyle oldukça uzun bir zaman bize kaldı ve bizde bol bol dinlendik. Akşam da yemeğimizi yapıp yememizin ardından çadırlarımıza geçerek dinlenmeye başladık.

Önerilenler ve dikkat edilmesi gereken durumlar;

  • Parkurun başlangıç kısmı oldukça sert. Burayı yavaş çıkmanızda fayda var.
  • Bezirgan’da su kaynakları, dinlenme için çınar altı çardaklar, market ve Sağlık evi bulunmaktadır.
  • Çadır konaklamayı tercih ederseniz, caminin yanında bulunan aşevinde çadırlarınızı kurabilirsiniz. Aşevinin üstü çatılı, tuvalet, bank, piknik masası, elektrik prizi ve su bulunmaktadır. Tuvaletler oldukça temizdi. Lütfen sizde gerekli temizliğe dikkat ederek kullanınız.
  • Çadır tercih etmezseniz Sarıbelen’de pansiyon bulunmaktadır. Pansiyonlarla iletişime geçerek detaylı bilgi alabilirsiniz.
  • Sarıbelen’de market vb. bir şey bulunmamaktadır. Bu parkur için tek market Bezirgan’da bulunmaktadır.
  • Aşevinde çadır kurmanın bir avantajı da Gökçeören parkuruna çok yakın olmasıdır.
  • Bezirgan sonrası Sarıbelen’e iniş alternatiflerini iyi inceleyin. Biz sağdakini tercih ettik makilerle ve işaretlerle ciddi bir mücadele verdik. Siz soldan gidene de bir göz atın.
  • Sarıbelen’e sağdan inen parkurdan giderseniz 3km tabelasından sonra tarla ve devamındaki patikalarda dikkatli olun işaretler az ve kafa karıştırıcı.
  • 3 litre civarında bir su ile yürürseniz yeterli olacaktır. Bezirgan’da su takviyesi yaparak Sarıbelen’e hiçbir su sıkıntısı yaşamadan ulaşabilirsiniz.
  • Çöplerinizi aşevinin hemen karşısındaki çöp kutusuna atabilirsiniz. Lütfen kamp kurduğunuz aşevini sizden sonrakilerinde rahatlıkla kullanabilmesi için temiz bırakınız.
  • Sarnıçbaşına dolmuşla gidecekseniz, yayla dolmuşu 07.45 var. Bir sonraki ise 09.50’de. 07.45’tekini kaçırmamaya çalışın, eğer kaçırırsanız taksi ile de gidebilirsiniz. Taksi ücreti 30-35 TL civarındadır.
  • Sarıbelen köyünde Turkcel ve Türk Telekom hatları ve internet çekmektedir.
  • Parkur; toprak yol, asfalt yol, kilitli taş ve patikaları içinde barındırmaktadır.

 

  1. Gün – Sarıbelen – Gökçeören

Bugün yolumuzun uzunluğu dünkü gibi olsa da alacağımız irtifanın az olması sebebiyle 07.30 civarında uyandık. Güzelce kahvaltımızı yapıp, eşyalarımızı toplayıp, sularımızı doldurmamızın ardından çokta aceleci davranmadan 09.30’da Gökçeören’e doğru koyulduk. Parkuru kesmek için aşevinin hemen üstünde bulunan asfalt yoldan bir süre devam ederek patikaya giriş yapıyorsunuz. Patika traktör, yangın yolu tarzında olup epeyce bu şekilde devam etmektedir. Toprak yolun bitip patikaya dönmeye başladığı yerde tarlalara geleceksiniz. Bu tarlalarda çok güzel ve geniş meşe ağaçlarını göreceksiniz. Altlarında mola verip serinliğin tadını çıkarabilirsiniz. Tarlaları geçtikten sonra çoban yaylasının oradan sonra patika devam etmektedir. Çoban yaylasında ayran vs. içebilirsiniz. Biz bir şey içmeden selamlaşarak yolumuza devam ettik. Çobandan öğrendiğimize göre 60 dönüm kadar bir araziyi Ankaralı birisi almış ve çoban yaylasının olduğu bölümde iş makineleri çalışmaktaydı. Güzelim doğanın sessizliği o iş makinelerinin sesi maalesef mahvoluyordu. Sesten uzaklaştıktan sonra bir mola verelim dedik ama sesten kurtulmamız hiçte kolay olmadı, epey yol almış olduk. Gökçeören’e yaklaştıkça yol yeniden traktör yoluna döndü ve bir süre bu şekilde ilerledik. Ufukta köyü gördüğümüz zaman ise asfalt yoldan devam ederek 13.30 gibi köyün girişinde, mezarlığın karşısında bulunan aşevine geldik. Buradaki aşevi de Sarıbelen’de ki gibi üstü çatı kaplı, zemini parke taş döşeli, tuvalet, su, bank, masa ve elektrik prizi bulunmakta. Tuvaleti Sarıbelen’de ki gibi temiz olmasa da biz elimizden geldiğince temizlemeye çalıştık ve sizde eğer kullanacaksanız lütfen mümkün olduğunca temizlemeye ve temiz bırakmaya özen gösterin. Çadırımızı aşevine kurduk ve erken bir saatte gelmemiz nedeniyle bize ciddi bir zaman kaldı, bizde dinlenmeye ve zaman geçirmeye çalıştık. Akşam da yemeğimizi yapıp yememizin ardından çadırlarımıza geçerek dinlenmeye başladık.

 

Önerilenler ve dikkat edilmesi gereken durumlar;

  • Parkurda su kaynağına rastlamadık. Su kaynakları mevsimsel olarak farklılık gösterebilir. Genel olarak 3 litre su bu parkurda rahatlıkla yetmekte ve artmaktadır.
  • İşaretlemeler genel olarak iyi olsa da, bazı ufak tefek bölümlerde de olsa sıkıntı yaşatabilmektedir.
  • Çadır kurduğumuz Gökçeören aşevinin üstü çatılı, zemin parke taşlı, tuvalet, su, masa, bank ve elektrik prizi bulunmaktadır. Tuvaletler biraz pisti, biz elimizden geldiğince su ile temizlemeye çalıştık. Sizlerde kullanırken gerekli temizliği sağlarsanız güzel olur.
  • Çöplerinizi aşevinin hemen karşısındaki çöp kutusuna atabilirsiniz. Lütfen kamp kurduğunuz aşevini sizden sonrakilerinde rahatlıkla kullanabilmesi için temiz bırakınız.
  • Gökçeören’de market vb. bir şey bulunmamaktadır.
  • Gökçeören’de pansiyon bulunmaktadır.
  • Gökçeören’de Turkcel hat ve interneti çekmektedir. Türk Telekom hattı burada çekmemektedir.
  • Parkur; toprak yol, asfalt yol ve patikaları içinde barındırmaktadır.

 

  1. Gün – Gökçeören – Çukurbağ(Pınarbaşı)

 

Bugünkü parkurumuzun oldukça uzun olması sebebiyle 07.00’de kalkarak kahvaltımızı yapmamızın ardından, toparlanarak 08.30 gibi yola çıktık. Aşevinin karşısında bulunan mezarlığın yanından devam eden asfalt yoldan parkura başlıyorsunuz. Bu asfalt yol üzerinde şöyle ilginç bir şey var direklerdeki Likya yolu boyaları bilinçli silinmiş ve çarpı atılmış bunu kim neden ve ne amaçla yapmış bilmiyoruz ama parkur bu şekilde devam ediyor, çarpı olması veya işaret olmaması aklınızı karıştırmasın. 1.5 km sonra solda bulunan bir ev dışarıya hortumla su çıkartmış durumda ve su akıyor. Köyden kısa mesafeli bir su kaynağı olsa da yolun uzunluğu dikkate alındığında her damlanın önemi fazlasıyla ortaya çıkıyor. Eksilen suyunuzu buradan tamamlayabilirsiniz. 5 km sonra asfalt yoldan çıkarak orman yoluna giriyorsunuz. Buradan beli bir süre ilerledikten sonra sağ tarafta bir hayrat ve belediyenin yapmış olduğu bir çardak karşımıza çıkmaktadır. Burada güzelce dinlenebilir ve sularınızın azalan kısımlarınızı tamamlayabilirsiniz. Çünkü bu kaynak yolda gördüğümüz akan son kaynaktır. Birde çardakta mola verdiğiniz zaman hemen yolun kenarında fidanlar var, hortumla su veriliyor. Sizde geçerken hortumu farklı bir ağacın dibine koyarsanız diğer fidanlarında sulanmasına yardımcı olmuş olursunuz. Buradan yine orman yolundan devam ederek Çukurbağ’a 14km tabelasına geliyorsunuz. Sağdan devam ederek patikaya girmiş ve artık yükselmeye başlamış oluyorsunuz. Bu yükseliş 550 m civarından 1000metreye kadar sürmektedir. En yüksek noktaya gelmeden 1km kadar geride büyük bir çınar ağacı, altında bir çardak ve yakınında eski bir dam bulunmaktadır. Ciddi şekilde yaptığınız çıkışın ardından, bu çınar ağacının altında güzel bir mola verebilirsiniz. Burada bir su kaynağı varmış. Ancak bu dönemde akmıyordu. Mevsimsel olarak su akış durumu değişkenlik gösterebildiği için bu kaynağa güvenmeden suyunuzu ayarlamanızda fayda var. Çınar ağacından biraz daha yükseldikten sonra orman yoluna giriyor ve inişe geçiyorsunuz. Güzel bir inişin ardından Phellos antik kentine tekrardan çıkışa geçiliyor. Phellos antik kentinde mola verip, güzel manzaranın tadını çıkarın. Phellos antik kentinden sonra Çukurbağ’a doğru yine inişe geçiyorsunuz. Biz 15.30 civarında camiye ulaştık. Rotadan köye indiğiniz noktada bulunan Camiyi göreceksiniz, Caminin bahçesine çadırınızı kurabilirsiniz. Caminin bahçesindeki sular akmaktadır, piknik maması tarzı ahşap masa ve bankta bulunmaktadır. Caminin hemen arkasında tuvalette bulunuyor. Rotanın uzunluğuna ver sertliğine göre saat olarak oldukça ideal bir zamanda parkuru bitirdik ve dinlenmek için bize epey zaman kaldı. Sonrasında yemeğimizi yapıp yememizin ardından çadırlarımıza geçerek dinlenmeye başladık.

Önerilenler ve dikkat edilmesi gereken durumlar;

  • Yolun 1. Ve 5-6 km civarlarında akan su kaynağı bulunmaktadır. Rotanın en üst noktasına yakın bölgede bulunan su kaynağı bu mevsimde akmıyordu.
  • Yol 21-22 km civarında olduğu için suyunuzu ona göre ayarlamanızda fayda var.
  • Çadırınızı rotadan indiğinizde hemen karşınıza çıkan caminin bahçesine kurabilirsiniz. Su, tuvalet, masa ve bank bulunmaktadır. Cami bahçesini ve tuvaletini lütfen temiz kullanmaya ve çevreye rahatsızlık vermemeye özen gösteriniz.
  • Çadırınız için alternatif yer ararsanız ve yürümeye gücünüz var ise 2-3 km kadar mesafede Kaş rotası üzerinde solda bulunan başka bir caminin bahçesinin yanında bulunan çardakta çadırınızı kurabilirsiniz.
  • Pansiyon konaklama isterseniz oldukça fazla pansiyon seçeneği mevcut. Mevsimsel açık, kapalı pansiyonları araştırarak iletişime geçebilirsiniz.
  • Çadır kurduğunuz Pınarbaşı bölgesinde veya rota üzerinde market vs bulunmuyor, Kaş rotası üzerinde Sağlık evi bulunuyor.
  • Parkurun mezarlıktan başlayan asfalt yol dışındaki kısım hariç işaretlemeler güzel, yol ve parkurlar çok net.
  • Kamp attığımız alanda Türk Telekom ve interneti çekiyordu. Turkcel çekiyordu ancak interneti sıkıntılıydı.
  • Parkur; patika, orman yolu, asfalt yol içermektedir.

 

  1. Gün – Çukurbağ(Pınarbaşı) — Kaş

Son gün parkurumuzun kısa ve yükseltisi çok az olması sebebiyle 08.00 civarında kalktık. Son gün olması nedeniyle yavaş ve güzelce bir kahvaltı yaparak, yiyeceklerimizi olabildiğince tüketmeye çalıştık. Çadırımızı, eşyalarımızı toplayarak 09.30’da yola çıktık. 2 km kadar köy içinden, asfalt yoldan ilerleyen parkur, sonrasında köy dışında bulunan çiftliklerin arasından toprak yoldan devam etmektedir. Bu çiftlerin yanından geçerken köpeklere aman dikkat diyoruz. Toprak yoldan belli bir süre ilerledikten sonra, insan boyu uzunluğunda bulunan maki tüneline giriyorsunuz. Makilik bölgeye gelene kadar her ne kadar asfalt ve toprak yoldan da ilerlense işaretlemeler çok yok veya yok durumdadır.  Dikkatli olmanızda fayda var. Belli bir süre makilerinde içinden ilerledikten sonra geniş açıklık bir alana çıkıp, buradan ilerlemeye devam ediyorsunuz. Her açıklık alanda olduğu gibi burada da işaretlemeler biraz zayıf. Dikkatli olmanızda fayda var. Bu alandan ilerledikten bir süre sonra Kaş seyir noktasına geliyorsunuz. Burada uzunca bir mola verip bol bol fotoğraf çekilebilir, güzel manzaranın tadını çıkartabilirsiniz. Bu noktadan sonra yaklaşık 1 saat döne döne Kaş’a iniyorsunuz. İniş patikası yükseklikten dolayı göze korkutucu gelse de, patikaya girince gayet güvenli bir iniş yapılabildiğini görüyorsunuz. Ama yine de dikkati elden bırakmamakta fayda var. 12.30 gibi Kaş merkeze inerek akşam 21.45’teki otobüsümüze kadar Kaş’ta Büyükçakıl plajında zamanımızı geçirdik. Ve Akşam otobüsümüze binerek İzmir’e dönüş.

4 gün olarak planladığımız, çok güzel bir yürüyüş faaliyetinin sonuna geldik. Ekstra bir şey olmazsa baharda Kaş – Demre parkurunda görüşmek üzere…

 

Önerilenler ve dikkat edilmesi gereken durumlar;

  • Yol üzerinden akan bir su kaynağı bulunmuyor. Köy içinden çıkmadan sebil bulunuyor. Fazla efor harcatmayan bir parkur olduğu için 2 litre civarı su rahatlıkla yetiyor.
  • Kaş’tan İzmir’e otobüsler sabah erken saatlerde veya akşam 21.45 civarında var.
  • Çukurbağ Kaş parkurunu yürümek istemiyorsanız Çukurbağ’dan Kaş’a hareket eden dolmuşlar var. Saatlerini maalesef bilmiyorum.
  • Köyden çıkışa kadar işaretlemeler kötü. Dikkatli olmanızda fayda var.
  • Köyden çıktıktan sonra, çiftliklerin oradan geçerken çiftlikteki köpeklere aman dikkat.
  • Rotanın son bölümündeki 1 saatlik iniş bölümünde dikkati elden bırakmayınız.

Kalkan’dan başladığımız yürüyüşümüzü Kaş’ta bitirdik. Bizim için 4 günlük yürüyüş oldukça keyifliydi. Ve umarım bu yazıyla sizlere katkı sağlayabilirim.

Genel olarak yol ile ilgili öneriler ve dikkat edilmesi gereken durumlar ise şu şekildedir;

  • Likya Yolu’nun tercih edilen bölümlerinden olan Kalkan –Kaş parkurunda genel olarak su kaynağı sıkıntısı yaşanmamakla birlikte, yaşanılan birkaç bölüm için gerekli önlemlerinizi almakta fayda var.
  • Çadırla konaklama yapacaksanız Sarıbelen ve Gökçeören’de aşevi, Çukurbağ(Pınarbaşı)da caminin bahçesine çadırınızı kurabilirsiniz. 3 yerde de su, tuvalet, masa ve bank bulunmaktadır. Ayrıca ilk 2 yerde elektrik prizi de bulunmaktadır.
  • Pansiyonda kalmak isterseniz Sarıbelen, Gökçeören ve Çukurbağ’da pansiyon bulunmaktadır.
  • Market sadece ilk gün rotası üzerinde Bezirgan’da bulunmaktadır.
  • Bezirgan’da ve Çukurbağ’da sağlık evi bulunmaktadır.
  • Ekim ayının ortasında bu parkuru yürüdük. Hava 4 günde güneşli veya parçalı bulutluydu. Özellikle son gün oldukça sıcaktı. Ekim ayı için Likya yolunda yürümek için ideal zaman denilse de, benim için yaz ayları dışında kalan diğer ayların hepsi ideal diyebilirim. Herkesin ideali, istekleri farklı olabilir. Siz tercihinizi ne istediğinize göre şekillendirin.
  • Bu bölüm, Likya Yolu’nun tercih edilen bölümlerinden de olsa Gps olmadan yürümemenizi tavsiye ediyoruz. Gps’iniz yok ise telefonunuza Wikiloc’u yükleyip oradan da yolu takip edebilirsiniz. Gps veya Wikiloc olmadan yürümenizi tavsiye etmiyoruz.
  • Yürüdüğümüz parkurlarla ilgili sormak istediğiniz bir şey olursa bize ulaşabilirsiniz.

 

Comments

Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!